Bir anlık gaza gelip açtığım bu blog uzun zamandır melül melül duruyordu. Ailemin yanına döndükten sonra iç dünyamda yaşadığım dertleşmelerde bir şey fark ettim: Hayatımın bir yerinde bana sarılan ablalarımın ne kadar özel ve değerli oldukları. Kimine zar zor ulaştım, kimi kendi geldi buldu beni. Kimi varlığımdan habersiz, kimi ise sıkıldıkça arar. Berrin'i fark etmek, karakterimi, kimliğimi oluşturmak tabii ki yaşadıklarımla ve öğrendiklerimle oluştu. Bu kadınlar bu kimliğin, bu benliğin oluşmasında önemli rollere sahipler. İşte benim canım ablalarım:
Seda
16 yaşında, içi içine sığmayan bir kız çocuğuyum. Kız çocuğu olduğumun da sadece kendim farkındayım haliyle. Günümün çoğunluğu Yıldız Tilbe dinleyerek ve derslerle uğraşarak geçiyor. Facebook'taki Yıldız Tilbe hayran sayfalarını beğeniyorum. Yıldız Tilbe'ye ait hayran sitelerine üye oluyorum. Kendimce sevdiğim sanatçıyı takip etme çabalarındayım anlayacağınız. Derken ben mi ekledim, o mu ekledi hiç önemi yok bir kadın var sayfamda. Durup durup profilini inceliyorum. Cahillik işte ya bugün olsa yapmam ama o dönemki merakımdan, aslında kendimi bulma merakımdan kaynaklı, "Acaba trans mı?", "Yok ya değil galiba!", "Trans herhalde ya!" diye kendi kendime sorarken nasıl oldu, nereden cereyan ettiğini hatırlayamasam da ben bu kadınla arkadaş oldum. Sohbet ediyoruz, internetten Okey oynuyoruz, MSN'den titreşimler yolluyoruz, MSN Plus var tabii, sesler gönderiyoruz, kameralarda sohbetler derken hayatımın önemli bir parçası oluveriyor. Okul sıralarına adını yazıyorum, o derece saplantılıyım yani.

Kanıtımda var, bakınız solda. Seda'yı anlatmak için yazı dizileri yapsam, bence yine de yetersiz kalır. O yüzden nasıl toparlayacağımı da bilemiyorum aslında. Yine beynimin regl sancıları başladığı bir gece aradım Seda'yı. "Ben kaçıp yanına gelmek istiyorum, evini açar mısın?" dedim. Açmadı. İyi ki açmadı. O gece uzun uzun bana nasihatler verdi, fikirlerimi biçimlendirdi. "Bak üniversite sınavına hazırlanıyorsun, kazan okulunu, kur hayatını. O zaman zaten bunlara da gerek kalmayacak. Sabret, mutlu olacaksın." İşte bu ve buna benzer içinde sevgi barındıran tüm cümleleriyle o gece ağlattı, ağladı. Hatta hep düşünmüşümdür; tesadüf ki ben tercih sonucumu öğrendiğimde onun yanındaydım. Hatta bir doğum günümde beni arayıp, sevgili
Ayta Sözeri ile birliktelermiş, Ayta'dan bana şarkı söylemesini rica etmişti. Ayta'da bana Ah İstanbul'u söylemişti. O derece şansımdır Seda benim. Bazen hayırsızlığım tutar aramam, ihmal ederim falan ama o da bilir benim ona duyduğum sevgiyi, inanıyorum buna. Yani uzun lafın kısası Seda benim
"Allah yokluğunu göstermesin"imdir!
Elçin
Eğer birine, "Sen fizik görmemişsin, benim bir arkadaşım var, dur bak gösteriyim!" diyorsam, bilin ki Elçin'in fotoğraflarını açıyorumdur. Elçin, hayatıma Seda ile giren, sohbeti de tarzı kadar hoş olan, değer verdiğim arkadaşım. Elçin'in Seda vasıtasıyla kurulan arkadaşlığının yanı sıra benim için farklı bir anlamı daha var. Kocaeli'de ailemle yaşadığımdan ve lise çağlarımda olduğumdan dolayı kendi kimliğimi özgürce yaşayamıyordum. Açık olduğum bir iki lise arkadaşımın evinde, okulu astığım zamanlarda ufak tefek makyaj kaçamakları yapabiliyordum. Üniversitenin ilk yılında da yurtta kaldığım için rahat değildim. Ama 2014 yılındaki Ankara ziyaretimde, fotoğrafın tarihine göre 10 Haziran günü, Elçin'imin evinde pembe yazlık bir elbise, kızıl bir peruk ve pudra bir ayakkabı ile kendi tarzını yansıtan siyah tonlarının hakim olduğu bir makyaj ile içimdeki kadın dışımdaki erkeğe karşı ilk zaferini kazanmıştı. O pudra ayakkabı ve yanında bir de siyah pembe bir başka topuklu ayakkabı ile 4 buçuk yıllık Denizli serüvenimde onu andım ve ona binlerce teşekkür ettim. Tabii keyifle okuduğum kitap hediyesi de ufkuma güzellikler kattı. Okey partilerimiz, çay sohbetlerimiz her aklıma geldiğinde tebessüm ettirir. Daha çok görüşeceğiz, inanıyorum. Çok güzelsin be abla!
Yeşim
Ankara'dan yola çıkmışken Yeşim'den bahsetmeden geçemem. Birkaç Kızılay gezimiz, balık ekmek sefamız, çaya, çorbaya gidişlerimle Yeşim'de güzel anılarımın, kulağımda küpe olan nasihatlerin bir parçası. Seni seviyorum Yeşim.
Gelelim Denizli'deki hayatıma dokunmakla kalmayıp değiştiren kadına! Bizim ikimizin arasındaki espiriden yola çıkan ismini vereceğim yazımda:
Zerrin
Zerrin, hani Seda'mın bana hep nasihat ettiği, "okulunu oku, zaten kendi hayatını kurarsın hem de kimseye muhtaç olmadan" cümlelerinin vücut bulmuş hali. Yani Seda'mın bana hep söylediği, benim de yıllarca hayalini kurduğum hayatın kanlı canlı örneğiydi. Listag annelerinden, benim de canım arkadaşım Nilgül Ablacığımın hayatıma en büyük armağanıdır Zerrin. Zerrin'imin iyiliklerini, ablalığını anlatmaya kalksam tıpkı Seda'mın emekleri gibi uzar gider. Zerrin dört yılım, sırdaşım, kardeşim, ablam, kankam... Anneme açıldığımda odasına çekip "Bak, kararlı dur! Güçlü kal! Hep seninleyim, yanındayım!" diyen, annemin o inkar ve suçlama dönemlerinde "Benimle arkadaşsın diye de suçlayacak, üzülme, annem de öyle derdi. Geçecek, sen güçlü ol yeter." diye alçak gönüllülüğü ile beni teselli eden, hemen her pazar iskender ısmarlayan, dizinde ağladığım, anılarını dolu gözlerle dinlediğim, aklıma her gelişinde burnumu sızlatan kadın Zerrin. Ailesiyle, bilhassa anneciği ile birlikte bana kollarını, kalbini, evini açan ablam Zerrin. Başımız dönene kadar nargile içtiğimiz, kısırlar yaptığımız, sohbetlerde kahkahalara doyamadığımız anılarımızla, bana verdiği öğütlerle, içten sarılmasıyla hayatımı değiştiren Zerrin. İyi ki varsın Zerrin.
Ve tabii bir de benim için anlam taşıyan, kimini bir kez bir etkinlikte gördüğüm, kimiyle telefonda konuştuğum, kimisiyle ise henüz tanışmadığım ablalarım var: Güneşi Gördüm'den henüz izleme fırsatı bulamadığım Küründen Kabare'sine kadar ilham kaynağı
Seyhan Arman, Ah İstanbul'u kulağımdan gitmeyen, arabada son ses Büklüm Büklüm ile
Ayta Sözeri, Ankara'da etkinlik otelinin önünde karşılaştığım, heyecandan "Merhaba." diyemediğim
Esmeray, kasetini teybe koyup perdeden abiye yapıp şarkılarını söylediğim
Meral Sezgin, trans kimliğimi yeni yeni kabullendiğim dönemde bir internet sitesinde trans bireylerle ilgili röportajlarını izlediğim, daha sonra bir etkinlikte moderatörken karşılaştığım
Şevval Kılıç ve daha niceleri... Bir öz bulma yolculuğum olan ömrüme tuttuğunuz her meşale bugünkü aydınlığın temelidir. Sonsuz teşekkürler.
Sevgilerimle...
Berrin